Yaren ÇOLAK
Rusya’nın 24 Şubat 2022’de Ukrayna’ya başlattığı saldırı, ABD ve NATO’nun politikalarıyla daha da derinleşerek dört yılı geride bıraktı. Savaşın ilk gününden beri Ukrayna, büyük güçlerin jeopolitik hesaplaşmasına sahne olurken, milyonlarca insanın hayatı altüst oldu. ABD, Ukrayna üzerinden Rusya’yı Avrupa’dan izole etmeye çalışırken; Rusya ise Ukrayna’yı kendi güvenliği için vazgeçilmez bir bölge olarak görüyor. ABD/NATO’nun Ukrayna’daki varlığı, Moskova açısından ciddi bir tehdit olarak algılandı.
GÜÇ DENGELERİNDE KIRILMA
Savaş öncesi varlığı sorgulanan NATO, 24 Şubat sonrası adeta yeniden canlandı. Dört yılda İttifak’ın genişleme ve askeri harcama isteği arttı. ABD, NATO’yu kullanarak Avrupa üzerindeki etkisini pekiştirdi. Paris ve Berlin, Washington’un belirlediği savunma politikalarına uyum sağlamak zorunda kaldı. ABD, bu süreci Çin’e yönelik Pasifik stratejisine de entegre etti. Ukrayna’daki her bomba yalnızca oradaki insanları değil, tüm dünyadaki güç dengelerini etkiledi. Savaşın yarattığı siyasi ve ekonomik dalgalar, liderleri ve hükümetleri sarsarken, enerji krizi ve enflasyon Avrupa’da siyasi değişimlere yol açtı. Rusya’nın Ukrayna’ya odaklanması, Suriye’deki dengeleri de etkiledi ve Gazze’deki gelişmeler de bu jeopolitik çatışmaların dışında kalmadı.
SAVAŞTAN KİM KAZANÇLI ÇIKIYOR?
Savaş ekonomisi rekorlar kırarken, en büyük kazancı ABD ve Avrupa’daki savunma şirketleri elde ediyor. Rusya’da ise halk savaşın yükünü ağır şekilde hissediyor. Rusya Kamuoyu Araştırma Merkezi’ne göre, halkın yüzde 55’i 2026’da savaşın biteceğini umuyor. Levada Merkezi ise toplumun büyük çoğunluğunun barış müzakerelerini desteklediğini belirtiyor. Ancak, Rus basını da dahil olmak üzere analizler yakın zamanda barışın olası olmadığını vurguluyor.
Savaş ortamı, Putin yönetimine muhalefeti bastırmak için fırsat sundu. Rusya’da eleştirel sesler “vatan hainliği” ile susturuluyor. Kremlin için savaş artık sadece dış politika değil, iç politikayı da şekillendiren bir araç haline geldi.
BÜTÇE SAVAŞA, HALKA YÜK
Carnegie Rusya Avrasya Merkezi’nden Tatiana Stanovaya’ya göre Rus halkı barış umudu taşısa da, savaşın yakın zamanda biteceğine dair bir işaret yok. “Bütçede silahlara para ayrıldığı sürece savaş devam edecek” diyor. Ekonomik sıkıntılar Rus basınında sıkça vurgulanıyor; “Savaş artık her evde” ve “Silah mı, ekmek mi?” başlıkları, hem halkın yorgunluğunu hem de ekonomik baskıyı gösteriyor. Savaşın uzamasıyla enflasyon ve işsizlik artarken, Batı ile ilişkiler kopma noktasına geldi. Kremlin cepheye kaynak aktarmaya devam etse de, toplumdaki ekonomik ve sosyal yaralar derinleşiyor. Stanovaya’nın da belirttiği gibi, kaynaklar silaha aktarıldığı sürece barış ihtimali zayıf görünüyor. Bu savaş, ne Rus halkının ne de Ukrayna halkının savaşı; çıkar çatışmalarının ve silah ticaretinin gölgesinde, asıl bedeli halklar ödüyor.
BEŞ YILDA AĞIR KAYIPLAR
Rusya şu anda Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 18,5’ini, yani 111 bin kilometrekareden fazlasını kontrol ediyor. Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya’nın büyük bölümü ile Kırım Rusya’nın elinde. Her iki taraf da askeri kayıpları gizli tutsa da, Uppsala Çatışma Veri Programı’na göre savaşta 174 bin ila 420 bin arasında insan hayatını kaybetti. UNICEF verilerine göre ise ülkede 2,6 milyon çocuk evlerinden edildi; 3 binden fazla çocuk öldü veya yaralandı. Yaklaşık 10 milyon Ukraynalı da ülkesini terk etmek zorunda kaldı. CSIS’in raporuna göre, çatışmalar bu hızla devam ederse ölü ve yaralı sayısı baharda 2 milyona ulaşacak.

















