Bloomberg’in haberine göre, NATO’nun Türkiye’de konuşlandırdığı gelişmiş AWACS erken uyarı ve kontrol uçaklarının odağı son dönemde Rusya’dan İran’a çevrildi. Daha önce hem Rusya’yı hem de İran’ı izlemek için kullanılan bu uçakların, özellikle Konya’dan kalkarak İran’a yönelik görevlerinde artış yaşandığı belirtiliyor.
İsmi açıklanmayan kaynaklar, bu artışın, ABD öncülüğünde İran’a yönelik olası bir askeri müdahale ihtimaliyle bağlantılı olduğunu ifade ediyor. Hem Milli Savunma Bakanlığı hem de NATO ise konuya ilişkin yorum yapmadı.
ABD’den İran’a askeri seçenek mesajı
ABD’nin Orta Doğu’da iki uçak gemisi ve savaş uçaklarını kapsayan ciddi bir askeri varlık oluşturduğu aktarılıyor. ABD Başkanı Donald Trump, İran’a karşı sınırlı bir saldırı seçeneğini değerlendirdiğini açıklamıştı. Son haftalarda, Washington ve Tahran arasında yeni bir nükleer anlaşma için diplomatik görüşmeler yürütülüyor. ABD yönetiminin, askeri müdahale tehdidiyle İran’ı masaya oturtmayı ve mart başına kadar anlaşma sağlamayı hedeflediği öne sürülüyor. Kaynaklar, olası bir saldırının İran’ı taviz vermeye zorlayabileceğini, aksi halde daha geniş çaplı bir askeri harekatın gündeme gelebileceğini belirtiyor.
Türkiye’nin ise taraflara gerilimi artırmamaları yönünde çağrı yaptığı ifade ediliyor.
Ankara’nın en büyük endişesi: Yeni göç dalgası
Ankara’nın temel kaygısının, olası bir çatışmanın Türkiye’ye yeni bir göç akını başlatması olduğu vurgulanıyor. Özellikle İran’da yaşayan Afgan ve Pakistan uyruklu kişilerin Türkiye’ye yönelebileceğinden endişe ediliyor. Zaten yaklaşık 3 milyon Suriyeli sığınmacıyı barındıran Türkiye, İran kaynaklı yeni bir göçün ekonomiye ilave yük getireceği değerlendirmesinde bulunuyor.
Sınırda kamp ve ‘tampon bölge’ senaryosu
Kaynaklara göre, Türkiye büyük çaplı bir çatışma olasılığına karşı acil durum planlarını güncelledi. Bu kapsamda, sınır bölgelerinde geçici barınma merkezleri kurulması seçeneği ele alınıyor. Daha ileri bir senaryo olarak ise, İran’da merkezi otoritenin zayıflaması halinde mülteci akınının önlenmesi için İran topraklarında önleyici adımlar atılması da değerlendiriliyor. Bu seçeneğin sadece İran’da ciddi bir otorite boşluğu oluşması halinde gündeme gelebileceği ifade ediliyor.

















